Hüküm Dergisi 4. Sayı

YERYÜZÜNDE HASRET GÖKYÜZÜNDE İCAZET

Geçen yıl trafik kazasında vefat eden İlmi ve Fikri Araştırmalar Merkezi talebelerinden Merhum Mustafa Tarım kardeşimizin vefatının sene-i devriyesinde hocaları ve ders halkasından arkadaşları Mustafa’yı rahmetle yâd ettiler…

Fahri TEPE

Bu yolda ilim şehidi olmasaydın, yarım kalan derslerini tamamlayacak: yine Yusuf ve Halit’in arasında Molla Câmi, Medhal, Vecîz, Nesefi, Beydâvi, Müslim, Buhâri… okuyacak; aldığın bu ilimleri tüm dünyaya yayma gayreti içerisinde olacaktın. Şimdi inanıyorum ki sen, Hz. Ömer (r.a) zamanındaki genç gibi Rabbinin ‘’kendisinden korkanlara vaat ettiği iki cenneti’’ müşahede ediyorsun.

İshak KARALİ

Bir gün, bir rahmet tecellisinin ardından toprakta bir hareketlenme ve ufacık bir tomurcuk, iki çift gözün mehtaba özenen parıltılarını ortaya çıkardı. Çok geçmeden istikbalde taşıyacağın yükün ağırlığını hatırlatan eğik boyunla içerisinde başını kaldırdığın topraktan koparılarak bahçesinde hiç gül bitmemiş iki çift ele emanet edildin.O zamana kadar bir gül yetiştirmek kendisine nasip olmamış ama yıllardır en güzel gülleri sanki kendisi yetiştirmişçesine mahir ele. Bu eller sana, güllerin gülüne ve O’nun eliyle de bahçenin bütün sakinlerine tecelli eden, seni de en doğruya ulaştıracak, zalimlerin hüsranını artıracak rahmet damlası ile en kuvvetli aşıyı vurdular.

Yusuf Ziya MERMERTAŞ

Mustafa’nın Î’lâ-i Kelimetullah için belirlediği hedefleri vardı. Öğretmen olacak ilim, fikir ve sanatta İslam’ın ne olduğuna ve ne olması gerektiğine müdrik öğrenciler yetiştirecekti. Yoğun ve yorgun bir gündem içerisinde yaşarken ilahi karar tecelli etti. Uğruna bütün hayatını adamaya söz verdiği yolun ödevlerini bize bıraktı. Bize bu yolun yıkılmaz müdavimleri olmayı vasiyet edercesine, -Allah Resulü’nün deyimiyle- ‘’En Büyük Vaiz’’ oldu, sükütuyla haykırdı ve gitti.

Mehmet POLAT

Bu karanlık asrımızın ıssız, kurak ve ot bitmez çöllerine zemzem olacak İsmail gibi gelmiştin. Sanki o sevgilinin mübarek elinde bir gül misali açmıştın çağımızın edep ve hayâdan nasipsiz kalmış çöllerinde. Kim bilir, şimdi Cennet’te kimlerin ders halkasına oturuyorsun.

Halit İSTANBULLU

Kardeşim! Müstakimdin, gidince müsellem oldun. Seni ümmetin sahibi’ne teslim ettiler. Bu cihetle kabir, senin için büyük bütüne kavuşma noktası, arkada kalanlar için ise serabat hasret oldu. Bize düşense; daha bir zamana kadar, beriki yakada büyük bütüne kavuşacağımız günü beklemek..Kardeşim! Her ne kadar şimdi ayrı dünyalarda olsak da her gün batımı bizi o büyük bütüne bulaşmaya daha da yaklaştıracak.Ve bir gün bize de bayram olacak.

Enes GÜR

Allah ve Rasül davasına gönül vermiş aynı rahleye diz çökmüş aynı düşünceleri paylaşmış ve aynı kitapları mütalaa etmiştik. Alemlerin Efendisi’ni beraber ziyaret etmiş ve kardeşlik adına ne kadar haslet varsa yaşamıştık. Ardından sen gittin; bize ise yokluğun acısı ve hasretin kaldı.

Abdullah KADIOĞLU

Beraber ilim sofrasında oturduğumuz odamızda dersler sensiz devam ediyor. Her zamanki gibi Nesefi’yle başlıyoruz. Ama şimdi arada “hocam bu ayetten şunu da anlayabilir miyiz?” diye hikmetli bir istinbat ifadesi duyulmayacak. Semadan bizi seyrediyorsun belki. Bizler de yeryüzündeki şahitlerin olarak şehadet ediyoruz ki sen Ahzap Sûresi’nin ifadesiyle “rablerine verdikleri söze sadık kalanlardan” oldun ve nöbetini savdın.

Mahmut Sami GÜLCÜ

“Ashabım gökteki yıldızlar gibidir.” hitabına mazhar olmuş insanlık kadrosunun o en şerefli topluluğunun hüsnü şehadetleri, Şeriat-ı Ğarra-i Muhammediyye’ye hizmet aşkıyla canla başla çalışmış, gecesini gündüzüne katmış imamların ve onların yolundan giden o halkanın şehadetlerinden sonra yüce mahkeme ismi ile müsemma Mustafa’nın dünyadaki ders halkasından Allah Rasulü’nün ders halkasına terfisine karar vermiştir.

Selim SEYHAN

Aslında biliyorduk toprağa cemreler düşmeden bahar gelmez. Fakat bu kadar yakıcı olduğunu bilmiyorduk. Baharın müjdecisi ilk cemremiz toprağa düştü artık! Kim bilir şimdi sen göklerde eserlerini gece yarılarına kadar mütalaa ettiğin ulu hocalardan tahsilini ikmal ederken şehadetinin bereketiyle yeryüzünde birler onlara, onlar binlere inkilap ederek icazet alacak; modern zamanların Mağnisileri, Molla Güranileri, Akşemseddinleri olarak o muhteşem medeniyeti yeniden ihya edecekler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir