Halid İSTANBULLU, Hüküm Dergisi 86. Sayı, İhsan Şenocak, Makaleler

SÜNNET-İ SENİYYE DÜŞMANLARI SİZ DE DİNLEYİN! LABORATUVAR ALLAH-U EKBER DİYOR/MUCİZEYİ TASDİK EDİYOR

[1]

Sünnet-i Seniyye muhaliflerinin hedefinden hiç düşmeyen Sahâbilerden biri de Ebu Hureyre’dir. Onun rivayet ettiği hadislerin bir bölümünün akla aykırı olduğunu iddia eden sünnet muhalifleri, aynı iddianın arkasına saklanarak “Sizden birinizin yemek kabına sinek düşerse onu hemen bütünüyle o kabın içine batırsın. Sonra da sineği alıp atsın. Zira onun iki kanadından birinde şifa, diğerinde zehir vardır.”[2] mealindeki hadisi de reddetmektedir. Her ne kadar hadisi Ebu Hureyre’den  başka Ebu Said el-Hudri  ve Enes b. Malik  gibi Sahâbiler rivayet etse de sünnet münkirleri mevzuyu -çoğu defa- yalnızca Ebu Hureyre  bağlamında ele almaktadır. Bu durum açıkça göstermektedir ki sünnet muhaliflerinin Ebu Hureyre  ile ayrı bir davası vardır.

Bu[3][4] durum da açıkça göstermektedir ki problem hadiste değil, onların Ebu Hureyre  algısındadır. Zira hadis inkârcıları Allah’ın3 ve Rasûlü’nün4 tezkiye ettiği, ümmetin Allah Rasûlü’ne ﷺ bilerek yalan isnat etmeyecekleri noktasında ittifak ettiği Sahâbeyi cerh etmekte, kimisi zımnen kimisi de sarahaten hadis uydurduğunu iddia etmektedir. Problemli akıllar esas kabul edilerek hadis(ler) reddedilmekte, Allah Rasûlü ﷺ akla aykırı konuşuyormuş gibi gösterilerek itibarsızlaştırılmakta, Sahâbenin adaleti tartışmaya açılmaktadır.   Sünnet münkirlerinin en fazla istismar ettiği hususlardan biri de Ebu Hureyre’nin  Allah Rasûlü ﷺ ile dört yıl[5] gibi kısa bir zaman kalmasına rağmen herkesten daha fazla hadis rivayet etmesidir. Bu noktada ihmal edilmemesi gereken bir husus var ki o da Sahâbe, Allah Rasûlü’nün ﷺ hadislerini tebliğ etme noktasında -adeta- birbiriyle yarışırdı.  En fazla rivayet edenler “muksirun” (çok rivayet edenler) diye şöhret buldu. Muksirunun kadrosunun alt sınırındaki Ebu Said-i Hudri  bin yüz yetmiş, zirvede olan Ebu Hureyre   ise beş bin üç yüz yetmiş dört hadis rivayet etti. Ahkâm-ı fıkhıyyenin teşekkülünde onların rivayetinin büyük bir rolü vardır. Zira ahkâmın önemli bir bölümü Ebu Hureyre’nin  rivayet ettiği hadislere dayanmakta, bu yüzden o reddedilince pek çok hüküm delilsiz kalmaktadır. Sahâbenin Kur’ân’ın mübeyyini olan Allah Rasûlü’nün ﷺ sünnetini tebliğ gayreti, onu tahrif etmek isteyenlere mani olduğundan çeşitli iftira ve ithamlara maruz kaldılar. En fazla hadis rivayet etmesi cihetiyle en fazla iftiraya uğrayan ise Ebu Hureyre  oldu. Allah’ın dinini hevalarına göre şekillendirmek isteyen Cehmiler, Ebu Hureyre  Allah Rasûlü’nden ﷺ rivayet ettiği hadislerle onların iddialarını çürüttüğünden dolayı O’na saldırdı. Müslümana kılıç çekmeyi caiz gören Hariciler, O’nun rivayetlerini tereddütsüz reddetti. İnsanın kaderini kendisinin tayin ettiğini söyleyen ve bu söyleyişle Kudret-i İlahi’yi inkâr eden Kaderîler, Ebu Hureyre’nin  hadisleriyle istidlali caiz görmedi. Kabul ettikleri Sahâbe sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen Şia, O’nu yalancılıkla itham etti. Zındıklar, muharrifler, müsteşrikler, mustağripler, hâsılı bütün İslâm düşmanları; dini tezyif ve tahkir etmeyi murad ettiklerinde söze Ebu Hureyre  ile başladı.[6]

Ebu Hureyre muhalefeti üzerinden asırlar geçti, meşreblerin adı değişti. Kimi bölündü kimi parçalandı kimi yeni isimlerle gün yüzüne çıktı. Fakat Ebu Hureyre  karşıtları hep aynı hal üzere kaldı. Çünkü o rivayet ettiği hadislerle İslâm’a yapılmak istenen operasyonlara ve ayetlerin ideolojik okunmasına mani oldu.

Ebu Hureyre’nin de rivayet ettiği, akla aykırı kabul edilerek inkâr edilen mezkûr rivayetin sahih olduğu noktasında muhaddisler ittifak etmiştir.[7] Allah Rasûlü’nün ﷺ sineğin bir kanadında hastalık (mikrop) diğerinde ise şifa (panzehir) olduğunu haber vermesi aslında ilim adamlarına sineğin bir kanadındaki mikrobu diğerindeki panzehiri bulup sinek yoluyla taşınan mikroplara karşı ilaç üretmeye yönelik bir çağrıdır. Ne var ki bu noktadaki keşfi Müslümanlar değil; bir İngiliz yapmıştır. Penisilin’in icadı Allah Rasûlü’nün ﷺ bu çağrısından habersiz olan bir şahsın hayırlı bir ameliyesidir.

Zındıkların İnkârı

Bahse mevzu olan hadisi bütün yönleriyle anlamak fizik, tıp, eczacılık, mikrobiyoloji, böcekleri inceleyen bilim dalı (Entomoloji) ile alakalı bir husustur. Biz bu bağlamda farklı ilim dallarına ait mevzu ile alakalı araştırmalara da müracaat ederek Allah Rasûlü’nün ﷺ neyi, niçin söylediğini anlamaya çalışacağız.

Ehl-i Bid’at, akla ve vakıaya uymuyor iddiasıyla mezkûr hadise kadim zamanlarda da itiraz etmiş; lâkin ulema itirazları mukni ve müdellel açıklamalarla çürütmüştür. Nitekim İbn Kuteybe, Allah Rasûlü’nun ﷺ “Sineğin iki kanadının birinde zehir, diğerinde şifa vardır. Eğer bir yemeğe düşerse onu içine iyice batırın (sonra çıkarıp atın). Çünkü o,  önce zehirli (kanadını banar), şifa(lı  kanadı) geri bırakır.”[8] buyruğunu akla uymuyor gerekçesiyle reddedenleri ikaz eder ve şöyle der:

“Nasıl olur da sinek zehirli kanadının hangisi olduğunu bilir; önce onu kaba sokar, deva olan kanadını tehir eder?! gibi (inkârî, istihzaî) sualler soranlar İslâm’dan çıkar.” [9] 

Bu noktada Hattâbî de şunları söylemektedir: “Nasipsizler, bu hadis aleyhinde konuşmakta ve şöyle sorular sormakta; ‘Bir sineğin iki kanadında nasıl zehir ve panzehir cem olabilir? Sinek bunu nasıl biliyor da kaba bir kanadını önce bandırıyor, diğerini tehir ediyor? Sineği böyle yapmaya sevk eden âmil nedir?’” Bunlar cahil ya da hakikate kulakları kapatan kimsenin sorusudur. Zira pek çok hayvan, zıt sıfatları varlığında cem eder. Allah Azze ve Celle zıt sıfatları telif etmiş, onların bir arada bulunmalarını irade buyurmuş ve ictimasından hayvanî kuvvetler ortaya çıkarmıştır. Arıya, içinde bal yapması için işçiliği muhteşem olan ev yapmayı ilham eden; karıncaya ihtiyaç zamanı için azığını biriktirmeyi, çimlenmemesi için de buğday tanesini ikiye ayırmayı öğreten Allah Azze ve Celle elbette sineğe kanadının birini önce kaba bandırıp diğerini geride tutmayı ilham etmeye kâdirdir.[10]

Ulema mücerred aklı esas alarak hadisi inkâr edenleri -o günün şartlarında- eşya ve hâdiseyi yaratıldığı gaye çerçevesinde okumaya davet ederek meseleyi anlamaya davet etmiştir. İbnu’l-Cevzî’nin şu ifadeleri hadis münkirlerinin dayanaklarını bütünüyle çökertmeye kâfidir:

“Arı, baş kısmıyla bal çıkarır, karın bölgesinde yer alan zehir kesesine bağlı olan iğneden zehir zerkeder. Zehiri öldüren yılanın eti, zehirin tedavisinde kullanılan ilaca katılmaktadır. Sinek de gözün parlatılması için kullanılan ismid (denen sürme çeşidiyle) birlikte ezilir.”

Bazı mutahassıs tabibler,

“Sinekte bir zehirleme kuvveti bulunduğunu, sokmasına bağlı olarak kişide meydana gelen kaşıntı ve şişliğin buna delalet ettiğini, bu kuvvetinin onun silahı mesabesinde olduğunu, kendisine eza veren bir tehlikenin içine düştüğünde ona bu silahı ile mukabelede bulunduğunu, Şâri olan Allah Rasûlü de bir kaba düşen sineğin  zehir kuvvetine, Allah Teâlâ’nın onun diğer  kanadına koyduğu panzehirle karşı koymayı emrettiğini, böylece bir sineğin iki kanadında birbirine zıt olan iki madde birbirine mukabele edip -Allah’ın izniyle- zararı ortadan kaldırdığını,” söylemektedir.[11]

Çağdaş İnkârlar ve Laboratuvar Kat’iyyeti

Ulemanın insan sağlığı ile alakalı hadis-i şerifleri, yaşadıkları asrın tabiplerinin malumatını esas alarak açıklamasına ve tıbbın günümüzde fevkalede bir terakki göstermesine rağmen ifadeleri pek çok mevzuda günümüz araştırmalarıyla benzerlik arz etmektedir. Bu tür bilgilerin insan midesini bulandırdığını, aklı inkâr anlamı taşıdığını, sinekte deva aramanın yobazlık olduğunu iddia edenler küf mantarından yapılan “penisilin”in [12]kullanılmasına “Bu da mikroptan icat edildi.” diyerek karşı çıkmadı. Bu durum açıkça göstermektedir ki onların itirazı şifanın bakteride aranmasında değil; hadis-i şerifleredir.

Belli bir hastalığa karşı bağışıklık sağlamak için o hastalığın mikrobundan üretilen ve kas, ağız, deri içi ve deri altı  yoluyla vücuda verilen aşıların çocuk felci, çiçek, kızamık, verem gibi ölümcül olan pek çok hastalığa karşı koruyucu özelliğe sahip olduğunun herkes tarafından bilindiği bir çağda sineğin bir kanadında diğer kanattaki zehiri yok eden madde olduğunu reddetmek, güneşin varlığını inkâr etmek gibidir.

Hadisi akla aykırı bulanlar, üzerinde menfi propaganda yapanlar insaf sahibi olsa ya da bilim ahlakı taşısa oryantalistlerin iftirasına değil; laboratuvarda hadisle alakalı yapılan araştırmalara itimat eder, “Yemeğe düşen sineğin diğer kanadını da bandırmayla alakalı hadis Allah Rasûlü’nün büyük bir mucizesidir.” derdi.

Sünneti Reddedenler Uydurma,

Laboratuvar Mucize Diyor

Hadisin muhtevası çerçevesinde muasır Müslüman ve gayrimüslim çok sayıda ilim adamı bilimsel araştırma yapmış, araştırmaların tamamı hadisin bir mucize olduğunu ortaya koymuştur:

1. Mikrop Yiyen Virüsler

Ortapedi ve Travmatoloji uzmanı Prof. Dr. Emin Rıza, Mısır’da yayımlanan Cerîdetu’l-Ahbâr’ın Cuma günü (18. 03. 1977) neşredilen nüshasında sineğin kanadından bahseden hadisin akla uygun olmadığı gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğini iddia eden bir tabibin yazısı üzerine kaleme aldığı ilmi reddiyeyi Tevhid Dergisi’nin beşinci sayısında (1977) neşrederek hadisin mucizevi yönüne ışık tutar.[13]

İlmin sürekli terakki ettiğine, bazen önce söylediğini daha sonra yeni keşiflere bağlı olarak reddettiğine ya da bilimsel kabul edilen bir mevzunun sonradan hatalı olduğunun ortaya çıkabileceğine işaret eden Emin Rıza, sürekli değişime açık olan bilimin ifadelerini kanun kabul edip hadisi reddetmek ilmin temel mantığına aykırıdır, der. Devamla şunu ifade eder: “Tıp ilminde hastalıkların sinekle tedavisiyle alakalı bir hüküm yoktur, iddiasında bulunmak doğru değildir. Zira bende kadim kaynaklarda sinekler kullanılarak çeşitli hastalıklar için reçeteler yazıldığı mevcuttur.” Dr. Emin Rıza, yakın dönemde yaşayan doktorların da kırıkların ve müzmin yaraların sinekle tedavi edildiğini gözleriyle gördüğünü nakletmekte hatta bunun için o yıllarda sinek yetiştirildiğini söylemektedir.

Dr. Emin Rıza, sinekle tedavi metodu bir mikrop çeşidi olan bakterileri enfekte eden virüsün keşfedilmesi üzerine ibtina etmektedir ki bu da hastalığa sebep olan mikropları taşıyan sineğin aynı zamanda bu mikroplara savaş açan bakteriyofajları (mikrop yiyen virüsler) taşıdığı hakikatine dayandığını söylemektedir. Sinek hem hastalığa sebep olan mikropları taşımakta hem de onları öldüren bakteriyofaj özelliğine sahip virüsleri  içermektedir.

Hadis modern bilimin yeni keşfettiği bir hususu on beş asır önce haber vermiş, sineğin bir kanadında zehir diğerinde ise o zehri yok eden panzehir olduğunu bildirmiştir. Buna göre sineklerin taşıdığı bütün mikroplar zararlı ve hastalığa yol açıcı türdendir, demek yanlış;[14]bir kısmı bir kısmını etkisiz hale getirir demek doğrudur.  Bugün hala sinekler laboratuvar ortamında çoğaltılmakta ve bazı sinek larvaları ile yara tedavisi yapılmaktadır. İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Tıbbi Mikrobiyoloji AD.’da iyileşmeyen yaralarda sinek larva tedavisi uygulanmaktadır.

Hastalıklara çare arayan çok sayıda gayrimüslim ilim adamı  laboratuvar ortamında  sinekteki  mucizeye  şahit olmuştur.

2. Çin’de “College of Animal Science and Technology, Jilin Agricultural University” de Pei Z. ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışma 2018 yılında Pol J Vet Sci’de yayınlanmıştır.  Bu çalışmada araştırmacılar ev sineklerinden MDAP-2 isimli benzersiz yapıda bir peptit (proteinlerin en küçük yapı taşı olan aminoasitlerin birbirlerine bağlanmasıyla oluşan yapı) izole etmişlerdir. Araştırmacılar bu peptidin özellikleri ile ilgili birçok çalışma yapmışlardır.  Özellikle enfeksiyon etkeni olan ve genellikle daha dirençli olan Gram negatif bakteriler (bakteriler hücre zarının üzerinde bulunan ve hücreye dayanıklılık sağlayan hücre duvarının yapısı, mikroskopla incelenip bakterilerin hücre duvarları farklı renklerde boyanır. Bu ameliye, gram boyama metodu ile yapılır. Bu boyama sayesinde bakteriler gram + veya gram – olarak gruplandırılabilir.) üzerine  membran depolarizasyonu (mikroplar bir veya birden çok hücreden meydana gelir. -Hücreler canlılardaki en küçük yaşam birimidir.- Hücreyi koruyan ve ona madde giriş çıkışını sağlayan, hücrenin  dışındaki zara hücre zarı yani membran adı verilir. Bu hücre zarına elektriksel uyarı) vererek ve membran geçirgenliğini (hücre zarının geçirgenliğini ve bütünlüğünü) bozarak Gram Negatif bakterilerin ölümüne yol açtığını göstermişlerdir. Sonuç olarak MDAP-2, insan hücreleri için düşük sitotoksitesi olan yani insan hücreleri üzerine zararlı toksik etkisi az olan ve geniş spektrumlu, Gram-Negatif bakterilere karşı kullanılabilecek yeni bir peptid olarak savunmuştur.[15]

Bu da göstermektedir ki sinek de tedavi için önerilebilecek antimikrobiyal (mikropları öldüren veya mikropların büyümesini durduran) bir peptid mevcuttur. Araştırmalar gerçekten antibiyotiğin sineklerde aranması gibi ilginç bir durumu ortaya koymuştur. Bu çalışma enfeksiyon etkeni taşıyıcısı olarak yani enfeksiyona sebep olan mikropları üzerinde bulundurduğu düşünülen sineklerin, yeni tedavi ajanlarını barındıracağını göstermektedir.

3. Ayrıca alanlarında dünya çapında kariyer sahibi olan Negron (نجيرون), Arnstein and Cook (آرنشتين و كوك), Rolius (روليوس), Brian (بريان), Curtis (كورتيس), Hemming (هيمنغ), Jeffers (جيفيرس), McGowan (ماكجوان), Cosmi (كومسي), Farmer (فارمر), Gorman (جورمان), Ruth (روث), Hettlinger (اثلنجر), Platens (بلاتنز), Movitz (موفيتش) gibi bilim adamları da yapmış oldukları deneylerde sineğin bir kanadında mikrop diğerinde ise onu etkisiz hale getirebilecek panzehiri olduğunu tesbit etmiştir[16]

4. Bu hususta yapılan en kapsamlı çalışmalardan biri Ezher Üniversitesi’nde Entomoloji uzmanı olan Prof. Dr. Mustafa İbrahim Hasan’a aittir. Hasan, “ed-Dâu ve’d-Deva fî Cenaheyi’z-Zübâb” başlıklı ilmi makalesinde[17] çok sayıda sinek türü üzerinde yaptığı laboratuvar araştırmasını bütün boyutlarıyla arz eder.[18]

Mustafa İbrahim, “Araştırmada Kullanılan Yöntemler” başlığı altında ilk olarak “sinekleri toplama” ameliyesini anlatır. Biri ev, diğeri ahır sineği olmak üzere iki çeşit kan emmeyen sinek, insan ve hayvan kanı emen kum sineği yine insan ve hayvan kanıyla beslenen bir tür sivri sinek toplar. Sonra bu haşerat steril hale getirilmiş huni tüpleri içine konularak laboratuvara nakledilir. Hassas ve dezenfekte edilmiş aletlerle her türden 20 sineğin sağ ve sol kanatları gövdeden ayrılır. Her bir sağ ve sol kanat dezenfekte edilmiş kaba konur. Sonra mikroorganizma ayrılır. Her numuneden bir miktar alınıp belirlenen bakteri ortamlarına bırakılır. Araştırmada daha başka işlemler yaptıktan sonra şu sonuca varılır: Çok sayıda ve çok çeşitli mikroorganizmanın yer aldığı kanatlarda bakterilerin çok sayıda olması sineğin her türlü zor şartlarda yaşayabileceğini gösterir. Bazı bakterilerin antibiyotik salgılamasının zayıf olduğunun görüldüğü bu araştırmada 5 çeşit bakterinin diğer bakterileri öldürmede (patojenite) etkin olduğu tespit edilmiştir. Onlar da “B. circulans, L. animalis, B. subtilis[19], P. aeruginosa ve S. aureus”dir. Araştırmada bakteriler ayrı ayrı mayalandı ve bu işlem birbirlerine karşı etkilerini tespit etmek için yapıldı. En güçlü bakteri olan B. circulans’ın sineğin sağ kanadında olduğu, çok yüksek sıcaklığa, soğuğa ve kimyasal maddelere karşı tahammülü tespit edildi. Sinekte çok sayıda görülen G+ ve G- bakterilerinin öldürücü olduğu ve o maddeyi kullandıktan sonra bakterilerin sayısının kısa zamanda % 0,01’e indiği tespit edildi. Ortamdan en fazla etkilenen bakterinin S. aureus, B. subtilis olduğu görüldü ki bunların ikisi insanoğluna en fazla hastalık taşıyan bakteriyelerdir. Bunların çeşitli hastalıklara (göz iltihabı, cild hastalıkları, mesane, mide, kolon, kemik iltihabı, sinir sistemi hastalıkları) ve yemeklerin bozulmasına sebep olduğu da tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucuna dair şunlar söylenebilir: Alınan sinek numunelerinde çok büyük sayıda bakteri bulunduğu, sivrisinekte ise az olduğu görülmüştür.

Allah Rasûlü’nün ﷺ kaba düşen sinekle alakalı (فَلْيَغْمِسْهُ /Onu hemen kaba batırsın) emir fiilin başına tertib ve ta’kib ifade eden “ فَ” getirmesi ikinci kanadın sinek kaba düşer düşmez yapılması gerektiğini ifade etmektedir. Zira tertîb ifade edip “فَ” akabinde gecikmenin söz konusu olmadığı haller için kullanılır. Nitekim (  جاء زید فعمرو ) cümlesi Amr’ın Zeyd’den hemen sonra geldiğini bildirir.“ثم“ de ise terahi anlamı vardır. Buna göre sineği yemeğe bandırma hemen, kaldırıp atma ameliyesi ise belli bir zaman bekledikten sonra yapılmalıdır.  Böylece antibiyotik ihtiva eden kanat tesirini gösterip bakterileri etkisiz hale getirmekte, belli bir müddet kabın içerisinde durduktan sonra atılarak da yiyeceği ya da içeceği bütünüyle temizlemesi temin edilmektedir. İnsan sineğin düştüğü tabaktan hemen yerse her türlü şartta yaşayabilen bakteriler ona zarar verir, diğer kanat batırılıp zehir yok edildiyse kişi bu zarardan korunmuş olur.[20] 

Hülâsa

Buhari, Ahmed b. Hanbel, Ebu Davud, Nesâî, İbn Mace, Darimi’nin sahih senetle rivayet ettiği sinekle alakalı hadisin senedini tek bir hadis imamı cerh etmemiştir. Sineğin kanatlarında hastalıkla mikrobunun bir arada bulunması çok sayıda örneği olan bir durumdur. Allah Teâlâ sineğin dışında çok sayıda varlığı zıtları cem eden bir muhtevada yaratmıştır. Arı, üst tarafından bal akıtırken alt tarafından zehir zerk etmektedir. Aynı şekilde zehiri öldürücü olan yılanın eti, zehirinin tedavisinde ilaç olarak kullanılmaktadır. Çağımızda sinek üzerine yapılan biilimsel çalışmalar hadisin mucizevî yönünü isbat etmektedir.

İslâm’ın ilk asırlarından itibaren zındıkların hücum ettiği hadislerden biri olan sineğin kanadındaki şifa rivayetiyle alakalı muhaddisler kendi dönemlerindeki tıbbî malumattan da istifade ederek insanlara mukni cevaplar vermiştir. İki asırdır ateistler ve oryantalistler hadis etrafında fırtınalar koparmakta, onların sözcülüğünü yapan Sünnet-i Seniyye karşıtları da ortamdan istifade ederek hadisle alay etmektedir. Nitekim sünnet münkirlerinin cehalet anıtı olmaya namzet bir zat, mevzuyu ekrana taşıyarak milletin sünnete olan itimadını bizzat hedef almıştır. Oryantalistlerin asırlık iftiralarını esas alan bu gürûh mevzu ile alakalı Müslüman ya da gayrimüslim ilim adamlarının son çalışmalarından ya habersiz ya da proje adamı olmaları hakikati kabul etmelerine müsaade etmiyor; Allah Rasûlü’nden ﷺ on beş asır sonra sineğin bir kanadında mikrop, diğerinde ise onun panzehiri olduğunu söyleyerek Fahr-i Kâinat Efendimiz’i tasdik eden gayrimüslim ilim adamları kadar bir erdem gösteremiyor.

Mezkûr hadis, Sünnet-i Seniye düşmanlarının iddia ettiği gibi insanlara sinek avcılığı yapmalarını ya da sineği yiyecek ve içecek kabına yakalayıp atmanın vacip olduğunu söylemiyor. Hadiste çiftlikler kurup oralarda sinek üretmeye dair bir teşvik de yok. İnsanlar sineklerle iç içe yaşamak zorunda kaldığında, sinek kaba düştüğünde ne yapmalı? Hadis bu noktada Müslümanlara yol göstermekte, onları irşad etmekte. Şu da unutulmamalı ki ashabın önemli bir bölümünün bir tas yemeği olur, onunla iktifa ederdi. Bir tas yemeğe, bir bardak suya muhtaç olan insanın azığına mikrop taşıyan sinek düştüğünde ne yapacak? Çölde bir bardak sudan başka içeceği olmayan adamın bardağında sinek varsa suyu döküp susuzluktan ölümü mü bekleyecek?! Allah Rasûlü ﷺ bu hadisi bu zor şartlarda yaşayan insanlığın önünü açacak bir makamda söyledi. Mideleri kabul edenler sineği attıktan sonra yemeği ve suyu yer ya da içer.

Akla itimat edenlerin inkâr ettiği hem senedi hem de metni sahih olan bu hadisin işaret ettiği tedavi yöntemini akıl ancak on beş asır sonra keşfedebildi. Ne var ki aklı tutulanlar laboratuvarın ilan ettiği bu sonuçlara rağmen itham ve iftiralarına devam ediyor. Mikroptan tedavinin “mikrobiyoloji” diye bir ilim dalına döndüğü, küf mantarından Penisilin’in, bakterilerden aşıların yapıldığı bir çağda mezkûr hadisi inkâr etmek yobazlık değilse nedir yobazlık?!

Sinekle alakalı mahza bilimsel saikle defalarca deneyler yapıldı. Aynı yerden alınan kapların içine sinekleri tek kanadıyla batıran bilim adamları suda yoğun miktarda bakteri tesbit ederken aynı yerden alınan suya sineği iki kanadıyla batırdıklarında hiçbir şekilde bakteriye rastlamadıklarını gördü. Sonuç bölümüne -Allah Rasûlü’nün ﷺ haber verdiği gibi- sineklerin bir kanadında mikrop diğerinde ise panzehir olduğu yazıldı. Bilim “Allah-u Ekber” dedi; bilim, Hz. Muhammed’in mucizesini tasdik etti; lâkin Sünnet-i Seniyye düşmanları ateistlerle aynı safta kalmayı tercih edip hadislerle alay etmeye devam etti. Bu da göstermektedir ki sünnet karşıtlarının asıl davası Müslümanların zihnine şüpheler düşürüp deizme ya da atezime yol açmak. Bugün “akla uymuyor” iddiasıyla hadis inkâr edenlerin bir sonraki adımı Kur’ân-ı Kerîm’dir.

Allah Rasulü’nün Mikroorganizmaların bilinmediği bir çağda sinek ile bulaşabilecek bir mikroptan  (zehir) bahsetmesi ve buna karşı koruyucu bir ameliye olarak da sineğin diğer kanadının düştüğü kaba bandırılmasını  telkin etmesi vahiyden başka türlü izah edilemez.

İlim ve fikir ahlakına sahip herkes sinekle alakalı hadis-i şerifi ayrıntılı bir şekilde mütalaa edince Allah Rasûlü’nün ﷺ buyruğunun vehim değil; laboratuvar kat’iyetine sahip bir hakikat olduğunu görmekte ve Kur’ân-ı Kerîm’in şu ayetini okumaktadır:

وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوَى

“Onun diline yalan, yanlış değmedi. O, hevasından konuşmadı, O, kendisine indirilen vahiyden başka birşey değildir.”[21] Bu noktada ilgili  bilim dallarından Müslüman ilim adamlarına düşen vazife ise Allah Rasûlü’nün ﷺ tıpla alakalı hadisleri üzerinde daha etraflı çalışmalar yapıp hakikatin zuhûruna katkıda bulunmaktır.


[1]– عن أبي هريرة: إِذا وَقَعَ الذُّبابُ في إِناءِ أَحَدِكُمْ فَلْيَغْمِسْهُ كُلَّهُ، ثُمَّ لِيَطْرَحْهُ، فإنَّ في أَحَدِ جَناحَيْهِ شِفاءً، وفي الآخَرِ داءً

[2]-Buhari, Kitabu’t-Tıb, Hadis No: 5782.

[3]          

[5]-Muhammed b. Ahmed b. Osman ez-Zehebî, Siyer-u A’lami’n-Nübela, Mektebetu’r-Risâle, Beyrut, 1988, II, 589.

[6]-Bkz. İhsan Şenocak, Ebu Hureyre, Hüküm Kitap, İstanbul, 2018.

[7]-Diğer Rivayetler için Bkz. Buhari, Hadis No: 3320; Ebu Davud, Hadis No: 3844; İbn Mace, Hadis No: 3505; Ahmed b. Hanbel, Hadis No: 7141; Darimi, Hadis No: 2081.

[8]-İbn Mace, H. No: 3504; Müsned, H. No: 11643.

[9]-İbn Kuteybe , Te’vîl-u Muhtelefi’l-Hadis, el-Mektebu’l-İslâmî, Beyrut, 1989, 272-273.

[10]-El-A’lâm’dan naklen  III, 2141- 2142; bkz. Ahmed b. Ali İbn Hacer, Fethu’l-Bârî Şerh-u Sahihi’l-Buharî, Dâr-u Taybe, 2011, XIII, 247.

[11]-Keşfu’l-Müşkil’den naklen, III, 547; bkz. İbn Hacer, a.g.e., XIII, 247-248.

[12]-Penisilin’in bulunuşu aslında bir laboratuvar kazasıdır ve saklanan bakteri kültürlerinin yine bir başka mikroorganizma  (=mantar) Penicillium notatum ile bulaşması ve bunların kültürlerde üremesi ile ortama salmış oldukları zehirlerin, bakterilerin yaşamını sonlandırması sonucudur. Bir Mikro canlı, bir başka mikro canlının üremesini  durdurmuştur. Bu tür örnekler Mikroorganizmalar arasında çok sayıda mevcuttur.

[13]-Tasarrufla alınmıştır. Emin Rıza, Tevhid Dergisi, 1977, sy. 5; Yusuf Karadavî, Fetâvâ Muasıra, Dâr-u Uli’n-Nuha, Beyrut, t.y., I, 106 vd.

[14]-Tasarrufla alınmıştır. Emin Rıza, a.g.m., 1977, sy. 5; Karadavî, a.g.e., I, 106 vd.

[15]– Ayrıntılı bilgi için bkz. PEI, Z., et al. Biological characteristics of a new antibacterial peptide and its antibacterial mechanisms against Gram-negative bacteria. Polish journal of veterinary sciences, 2018, 21.3: 533-542.

[16]-Tasarrufla alınmıştır.  Said Havva, er-Rasul Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Dâru’s-Selam, Kahire, 1980, 40-42; Mecelletu’l-Ezher, V, 1378; http://www.bayanelislam.net/Suspicion.aspx?id=03-03-0090

[17]-Tasarrufla alınmıştır.  http://www.eajaz.org/pdf/12.pdf

[18]-Tasarrufla alınmıştır.  http://www.eajaz.org/pdf/12.pdf

[19]-Doğada çok yaygın bulunan B.subtilis, çok dirençlidir. Her yerde bulunabilen bir bakteri olan B.subtilis gıdalarda da mevcuttur. Pişirme esnasında ekmeklerin iç kısmında ölmeden kalabilir. (Bu bakteri hastanelerde sterilizasyon kontrolü için rutin olarak  kullanılır.) Hastalık ilişkisi çok düşük, gıdalarda yararlı, ortamdaki  zararlı mikropları kontrol edebilir, yani üremelerini engeller.

[20]-Tasarrufla alınmıştır.  http://www.eajaz.org/pdf/12.pdf

[21]-Meal-Tefsir için bkz.  Necm, 53/3-4.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir