Hüküm Dergisi 5. Sayı, Mahmut Sami GÜLCÜ

MÜESSES NİZAM: İSLAM

Bütün ideolojilerini, İslam’a karşı tevhit eden küfür yobazları her zaman ve zeminde var olagelmişlerdir. İdeolojileri kalın çizgilerle el-cahiliyyet-ul kadime vel cahiliyyet-ul hadise/eski cahiliye ve yeni cahiliye olmak üzere iki kısıma ayırmak mümkündür. Eski cahiliye, örfünü esas alarak Allah Rasulü’nün (ﷺ) karşısına kimi zaman kılıçla kimi zaman nifakla kimi zamanda sentezle çıktı. Yeni cahiliye ise bu ameliyeyi haçlı seferleri, misyonerlik faaliyetleri ve ılımlı İslam’la icra etti.

İslam Beşeri Katkıyı Reddeder

Muharrif güçler/Dini mecrasından koparan toplumlar, akidesi ve ameli fasit bir ümmet inşa etmek için her dönemde farklı ameliyeler içinde oldu. Uhud harbinden sonra Nadr oğulları, Mekkeli müşrikler, Gatafan kabilesi ve diğerleri ittifak edip İslam’ı yok etmek için ortak plan geliştirdi. İslam’a adavet noktasında ittifak eden müttefik güçler Ebu Sufyan önderliğinde bir heyeti Allah Rasulü’ne (ﷺ) göndererip “İlahlarımız olan Lat, Menat ve Uzza’yı zemmetmeyi terk et ve de ki: Onların şefaati haktır ve kim onlara ibadet ederse onlara menfaat sağlarlar. O zaman biz de senin Rabbin’e ibadet ederiz”(Vahidî-Esbab-ı Nüzul, 364). deyince kalbinde maraz olanlar ya da iman, bütün şubeleri ile kalbine yerleşmeyenler; “Ya Rasulallah! Şu küfür ordusunun içinden salimen çıkana kadar kabul etsek.” dediler. Allah Azze ve Celle “Ey Nebiyy-i Zişan! Allah’a karşı takvanda problem olmasın. Sakın münafık ve kâfirlere itaat etme”(Ahzap-1). şeklindeki emri ile peygamberine ve onun zımnında Müslümanlara takva çağrısında bulundu. Ayet şunu söylüyordu. Ey İslam’a kendisini nispet eden kullarım! İslam mevsimlik dinin adı değildir: Va’bud Rabbeke hatta ye’tiyekel yakîn(Hicr-99). Namazınızı, orucunuzu, İslami şuurunuzu ölüm gelene kadar muhafaza edin. Ne ahlaki manada, ne fikri zaviyede ne de hayatın herhangi bir şubesinde Allah’a ve Rasulü’ne şerikler icat eden bir zihniyete asla itaat etmeyin. Fikri, ahlaki, iktisadi manada küfre gönlünüzü kapatın ve bilincinizi, hayat tarzınızı tayin edecek mutlak doğruya yönelin. Yeni inşa edeceğiniz medeniyetin mimarı Kur’an-ı Hakim olsun. Allah Azze ve Celle bir kişinin sadrında iki kalp yaratmamıştır(Ahzap-4). Buna göre: İnsan edep ve ahlak kurallarını bir kaynaktan, yasa ve kanunları bir başka kaynaktan, içtimai ve iktisadi ahkâmı üçüncü bir kaynaktan, sanat ve düşüncesini dördüncü bir kaynaktan alamaz. Kendisinde salim kalp olan insan vücudu, bu karmaşık yapıyı kabul etmez. Bu yapı sadece farklı merciler arasında düşünce ve hareketleri paramparça olmuş bir et ve kemik yığını meydana getirir. (Seyid Kutup, Fî Zilal, V, 2823). O halde bir Müslümanın tefekkürü sosyalizma, kapitalizma aydınlanma felsefesi gibi farklı noktalara ait ideolocyaların terkibi olamaz. İslam âlidir, sufli olanla birleşmez. İlahidir, beşeri katkıyı reddeder.

İslam, Hepin Olmadığı Yerde Hiçe Taliptir

Yahudi bir âlim olan Abdullah b. Selam İslam’la şereflendikten sonra cumartesiye saygı gösterip önceden olduğu gibi deve etini ve sütünü kendisine haram addetmeye devam edince Cibril-i Emin semadan şu ayetle indi(VahidîEsbab-ı Nüzul, 68). “Ey iman edenler! Allah’ın dinine bir bütün olarak girin. (Bakara-208) Bu ayet Abdullah b Selam özelinde insanlığa kıyamete kadar asla değişmeyecek olan şu hakikati ilan ediyor. Ey İnsanlar! Örf ve adetlerinizi terk edin. Allah’ın dini şerik kabul etmez. İslam hiçbir ideolojinin yedek parçası olamaz. Ya hep İslam ya hiç İslam. İslam hepin olmadığı yerde hiçe taliptir.

O halde bu ayet-i kerime modern dünyaya şu mesajı veriyor: Hiçbir Müslüman, hürriyeti insanlığa Fransa getirmiştir. Demokrasi, insan hakları İngilizlerle gelmiştir. Dünya medeniyetinin kurucusu Yunanlılardır. Hukukun merkezinde Romalılar vardır şeklindeki bir yalanın arkasına sığınıp Ceza hukukunu Roma’dan, Medeni Hukuku İsviçre’den, Ticaret hukukunu Almanya’dan, Milli eğitim esaslarını Fransa’dan, işçi haklarını İngiltere’den alamaz. Böyle bir sistemden çağ açıp çağ kapatan Fatihler, Allah’ın dinini tahrif eden bir sisteme başkaldıran İmamı Rabbaniler yetişmez. Allah Rasulü’ne (ﷺ) ittiba eden tarihin o en cins kafaları Raziler, Gazzaliler, İbn-i Arabiler yetişmez. Böyle heterojen bir sistemden ancak garpzedeler çıkar.

O halde bir insan hem Müslüman hem de sosyalist olamaz. Hem Kur’an-ı Kerim’e iman edip hem de Adam Smith’in iktisat teorileri ile hayatını şekillendiremez. “Eddebeni rabbi/ Beni rabbim terbiye etti” buyuran sevgililer sevgilisini bırakıp ahlaki mevzularda en doğruyu Kant, Dekart söylemiştir diyemez. Şu halde sosyalist İslam, modern İslam, layt İslam gibi yamaları İslam külliyen reddeder.

El-Hafız olan Allah Azze ve Celle “Kuran’ı biz indirdik. Mutlaka ama mutlaka onun koruyucuları da biziz” (Hicr-9) hitabı ile onun âlemşümul bir kitap olduğunu vurguluyor. Yani Tevrat ve İncil’de olduğu gibi onu tahrif etmek mümkün değildir. Fakat usulde problem olmasa da Müslümanlar olarak füruda problemler yaşıyoruz. O halde Kur’an-ı Hakim’e olan imanımızı tashih etme mecburiyetimiz var demektir. Sahip olduğumuz bütün beşeri aidiyetlerimizden sıyrılıp Allah Azze ve Celle’nin asla ekimeyecek nizamı olan İslam’a yeniden teslim olmalıyız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir