Hüküm Dergisi 85. Sayı, Makaleler, Selim SEYHAN

İSTİKBÂL MUŞTUSU: KEVSER SÛRESİ

Her zaman ve zeminde îmân, küfrün karşısına dikilmeye devâm edeceği gibi küfür de asla pes etmeyecek, belki kılık ve taktik değiştirerek kıyâmet sabahına kadar varlığını devâm ettirecektir. Nitekim Peygamber-i Ekber ﷺ nübüvvet mücâdelesine başladığında müşrikler evvelâ pasif direniş göstererek yok sayma taktiği uygulamışlardı. Fakat bu yöntemle başarılı olamadıklarını, Müslümanların sayısının her geçen gün artmaya devâm ettiğini gördüklerinde taktik değiştirip istihzâ etmeye başladılar. Bu yöntemle de İslâm güneşinin doğuşuna engel olamayacaklarını anlayınca hakaret yolunu tuttular. Peygamber-i Ekber’i ﷺ erkek çocukları yaşamadığı için “O’nun sonu yok, nesli kesiktir; o hâlde bırakın dâvâsı da kendisi gibi ebter kalacaktır.” diyerek incittiler, yolundan alıkoymaya çalıştılar. Bunun üzerine Allah Azze ve Celle: “  اِنَّٓا اَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ / Şüphesiz biz sana bitip tükenmez nimetler verdik. فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ  / Şimdi sen rabbin için namaz kıl ve kurban kes! اِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْاَبْتَر  / Asıl sonu gelmeyecek olan, sana karşı nefret duyandır.” buyurup kendisine  kevseri, yani bitip tükenmek bilmeyen nimetleri ihsân ettiğini müjdeleyerek O’nu teselli etmiş, müşriklerin bu zanlarını reddedip Peygamber-i Ekber’in ﷺ şanının yüceliğini nazara vermiştir.

Sizi Tebessüm Ettiren Nedir Ya Rasûlallah?

Nitekim Hz. Enes  anlattığına göre de: Biz Allah Rasûlü’nün ﷺ huzûrunda bulunuyorken Efendimiz ﷺ kısa bir süre uyuyuverdi. Daha sonra tebessüm ederek başını kaldırdı. Bizler: “Ey Allah’ın Rasûlü! Tebessüm etmenize sebep nedir?” diye sorunca: “Az önce bana bîr sûre indirildi.” buyurup Kevser sûresini okudu ve “Kevser nedir, bilir misiniz?” diye sordu. Bizler: “Allah ve Rasûlü daha iyi bilir.” deyince: “O Azîz ve Celîl olan Rabbimin bana va‘dettiği bir ırmaktır. Onda pek çok hayır vardır. O kıyâmet gününde ümmetimin su içmek için geleceği bir havuzdur. Etrafındaki kapları yıldızların sayısıncadır…”[1] buyurdu.

İmam Buhârî, Sahîh’inde Abdullah ibn Amr’dan  rivâyet ettiği bir hadiste de Havz-ı Kevser’in bir aylık mesafe genişliğinde suyu sütten daha beyaz, kokusu miskten daha güzel, kâseleri gökteki yıldızlar kadar, ondan bir defa içenin sonsuza kadar susuzluk hissetmeyeceğini ifâde buyrulmuştur.[2]

Kevser kelimesi “çokluk” mânâsına gelen “kesret” kökünden türemiş olup çok değerli ve çok önemli şeyleri ifâde eder. Tefsirlerde kevser, “Çok hayır, Kur’ân-ı Kerîm, Ulumu’l-Kur’ân/Kur’ân’la ilgili ilimler ve İslâm Şerîatı’nın diğer şerîatlerden kolay olması, peygamberlik, Makam-ı Mahmûd,[3] cennetteki bir nehir veya havuz, Hz. Peygamber’in nesli, ashabının ve ümmetinin çokluğu, duâsının kabûl olması, şanının yüceliği, başkasını kendine tercih etme, kalbin nuru, şefaat, mûcizeler, kelime-i tevhid, din konusundaki bilgi, beş vakit namaz, İslâm dini” gibi çeşitli anlamlarda yorumlanmıştır.[4]

Şirkin Sonu Ebterdir

Bu sûreyle kendisine pek çok hayır lütfedilen Peygamber-i Ekber’in ﷺ bu nimetlerin şükrünü edâ etmek üzere sadece Kâinâtın Sâhibi’ne yönelerek namaz kılması ve O’nun rızâsı için kurban kesmesi emredilerek putlar için kurban kesen müşriklerin çok tanrılı inancı reddedilmiş, tevhîd inancının yerleşmesi ve kesilen kurbanlarla ictimâî tesânüdün sağlanması hedeflenmiştir. Filhakîka olayların sadece zâhirine bakarak Hz. Peygamber’i ﷺ arkasız ve güçsüz, kendilerini kalabalık ve güçlü gören ve buna dayanarak Peygamber-i Ekber’in ﷺ davasının sonuçsuz kalacağından emin olan müşriklerin dediği olmamış; bilâkis Allah Rasûlü’ne ﷺ sebbedenler dün olduğu gibi bugün de lânetle anılırken O, rahmetle yâdedilmekte, ismi kelîme-i şehâdette, dünyânın her tarafında günde beş vakit okunan ezanlarda Allah’ın  adıyla birlikte anılmaktadır.

Siz de Üzülmeyin

Bu sûre Hz. Peygamber’in ﷺ yolunu izleyen, inanç ve kararlılığını devâm ettiren Mü’minler için de dolaylı olarak bir müjdedir.

Nitekim dün Peygamber-i Ekber’i ﷺ incitenlerin fikir soyundan gelenler bugün de Peygamber-i Ekber’in ﷺ izinden gidenleri “mürteci, yobaz, örümcek kafalı” diyerek bin bir türlü hakâretle incitmeye devâm ediyorlar. Rasûlü’nü “Habibim, muhakkak ki biz sana Kevseri; hayr-ı kesîri verdik, bol ümmet verdik!” diye teselli eden Allah Azze ve Celle O’nun şahsında âdeta onun izinde giden Mü’minlere de muhakkak ki Peygamberinize verdiğimiz gibi size de çok hayırlar verdik; sizi ümmetlerin en şereflisi kıldık, şeriatların en güzelini, en kolayını size verdik, Allah Azze ve Celle katında Peygamberlerin en değerlisini size gönderdik. O hâlde küfür yobazlarının konuşmaları sakın sizi üzmesin. “Üzülmeyin, gevşemeyin, inanıyorsanız üstün olan sizsiniz.”[5]

Siz, kim var denildiğinde sağına soluna bakmadan meydan yerine çıkan İbrâhîmlerden olmaya, ateşten denizleri mumdan gemilerle geçen Yûsuflar yetiştirmeye gayret edin! Dün olduğu gibi bugün de yarın da siz kazanacaksınız. Onların ideologyaları da pozitivizma, sosyalizma, komünizma gibi her bireri tarihin çöp sepetinde yerini alacak, ideologlarının heykelleri ise siz İbrâhimler olup meydan yerine çıktığınızda Nemrûd’un, Firavun’un heykelleri gibi hâk ile yeksân olacaktır.


[1]-Müslim, Salât 53-54.

[2]-Buhari, Rikak, 53; Müslim, Fezâil, 27.

[3]-Bkz. İsrâ, 79.

[4]-Bkz. Taberî, Câmiu’l-Beyân, XXX, 208-209.

[5]-Âl-i İmrân, 139.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir