Hüküm Dergisi 4. Sayı, Selim SEYHAN

GURBET BİTTİ DÖNÜYORUZ!

Ülkeleri askeri güçle işgal edip el altında tutabilmek oldukça pahalı ve güç bir iştir. Bunun içindir ki batılı adam daha ucuz ve etkili bir yöntem arayışı içine girdi. ‘Kültür emperyalizmi’ adını verdiğimiz metodu geliştirdi. Elini kolunu sallayarak şehirlerimize, mahallelerimize, sokaklarımıza hatta evlerimize girdi. Görünürde bir işgal kuvveti olmadığından ciddi bir direnişle de karşılaşmadı.

Kurduğu kolejlerle bir ahtapot gibi İslam coğrafyasını sardı. Ümmetin en zeki evlatlarını çeşitli vaatlerle okullarına kaydetti. Dil öğretimi adı altında kendi tarihini, dinini öğretti, kültürünün propagandasını yaptı. Bu okullardan gazetelerinde, dergilerinde, televizyon kanallarında “ bu yıl da Kurban Bayramı hac mevsimine denk geldi” şeklinde haber yapacak kadar kendi kültürünü bilen(!) medya mensupları mezun etti. Akşemseddin ile Fatih arasındaki hoca- talebe ilişkisini gayr-ı meşru ilişki olarak algılayacak kadar tasavvuf bilgisine sahip, “içoğlanları” padişahın sapık ilişkiler kurduğu kimseler zannedecek kadar saray kültürüne vakıf(!) tarihçiler yetiştirdi.

Bizi ümmet yapan değerlerle istihza etti. Körpecik beyinlerde ait olduğu medeniyete karşı soru işaretleri oluşturmayı başardı. Günbegün bu soruları kültür ihraç eden romanlarıyla besleyip büyüttü. Geçmişiyle irtibatı koparılan nesilleri İslâmî değerlere yabancılaştırdı.

Yahya Kemal anlatıyor:

“Birçok günlerimi Ziya Gökalp’le konuşarak geçirdim. Maziye arkasını çevirmiş, sabit bir bakışla yalnız istikbâle bakardı. Maziye karşı daüssılamı (maziye hasretimi) hararetle söylediğim bir gün dedi ki:

Harâbisin harâbatî değilsin

Gözün mâzidedir âtî değilsin.

Ben de mâzînin kulağıma fısıldadığı bir sesle cevap verdim:

Ne harâbîyim ne harâbâtîyim

Kökü mâzîde olan âtîyim.”

Yahya Kemal BEYATLI

Sahte Kahramanlar Bir merhale sonra da devşirilen beyinler bağrından çıktığı kendi milletinin değerlerine hakaret etti. Nitekim Doktor Abdullah Cevdet namı diğer Adüvvullah (Allah’ın düşmanı) Cevdet bunlardan biridir. İçtihat dergisinde kaleme aldığı yazılarıyla, yaptığı tercümelerle İslama kin kustu. Reinhardt Dozy’nin Allah Rasûlü’ne (ﷺ) ağır hakaretler ihtiva eden ‘Essai sur l’Histoire de l’lslamisme’ adlı iki ciltlik eserini ‘Tarih-i İslamiye’ başlığıyla çevirip yaGURBET BİTTİ DÖNÜYORUZ! Selim SEYHAN sseyhan@hukumdergisi.com Yahya Kemal www.hukumdergisi.com 11 NiSAN 2013 yınladı. Kamuoyunda büyük infiale yol açan bu eser toplatıldı ve mevcut nüshaları Galata köprüsünden atılarak imha edildi. Çanakkale savaşı için medeniyetin ayağımıza kadar geldiğini fakat bizim medeniyete karşı direndiğimizi söyleyebilmiş bir hilkat garibesi olan bu adam, işgal yıllarında İngiliz muhipleri cemiyetinin kurucusu olarak karşımıza çıktı. Daha sonraları kâbil-i ıslah görmediği milleti için Avrupa’dan damızlık erkek getirilmesini teklif edecek kadar hayâsızlaştı.

Bir diğeri ise Kemalettin Kamu’dur. O da devrin modasına uyarak yaşadığı cemiyetin değerlerini ayaklar altına alarak İslam’a dair yüreğinde beslediği nefreti şu şekilde izhar etti:

Burada erdi Mûsâ,

Burada uçtu İsa

Bülbül burada varsa

Hürriyet için öter

Ne örümcek, ne yosun

Ne mucize, ne füsun…

Çankaya bize yeter

Kâbe Arab’ın olsun.

Bir misyoner okulu olan Robert Kolej’de hocalık yapan Tevfik Fikret ise ‘Tarih-i Kadim’i yazarak hayasızca saldırıya geçince hak ettiği cevabı Mehmed Akif ’ten alır:

Şimdi Allah’a söver… Sonra biraz bol para ver

Hiç utanmaz Protestanlara zangoçluk eder.

Mehmet Akif ERSOY

Sosyal psikologların “saldırganla özdeşleşme” adını verdiği bu tavrın sahipleri maalesef cefakâr milletimize en ağır darbeyi vurdu. Milletimizin ekmeğiyle büyüyenlerin “sosyal doku”ya vermiş oldukları zarar yabancılarla mukayese kabul etmeyecek kadar büyük olmuştur. Tıpkı nazi kamplarında Yahudilere işkence yapmak konusunda ss subaylarına rahmet okutan, milletinden nefret eden Yahudiler gibi.

Modernite ve Yeni Kavramlar

Öte yandan batılı adam kavramlar icad ederek zihin kodlarımıza müdahale etti, düşünce sistemimizi alt üst etti. Maziyle irtibatımızı koparabilmek için modernizm diye bir kavram ihdas etti. Estirilen modernite rüzgârına kapılanlar şanlı bir tarihi, muhteşem bir medeniyeti yok saydılar. O kadar ki Ahmet Şevki’nin ifadesiyle “eski diye geleneği inkâr edenler, utanmasalar kendilerinden önce yaşadı diye babalarını da inkâr edeceklerdi.

Moda diye bir kavram icat etti. Ümmetin kızlarının hangi elbiseleri giyeceğine, erkeklerinin saçlarını nasıl tarayacağına Paris’te, Milano’da karar verdi. Kararlarını neşrettiği moda dergileriyle, tertiplediği defilelerle ilan etti. Sadece kılık kıyafette olmamalıydı moda. Kelimelerde, kavramlarda, fikirde, sanatta, hayat tarzlarında her yerde olmalıydı ve ona uyulmalıydı. Böylece milletler değerlerinden koparılmalı, batılı adamın dayattığı kendi kültürüyle yeniden şekillenmeliydi. Ecdattan tevarüs eden kadim değerlere sahip çıkanlar ise yobazlıkla suçlandı, gericilikle yaftalandı.

“Ulus devlet” kavramını icat etti. Koca bir çınarı tam kırk sekiz parçaya böldü. Üç kıtada at koşturan Osmanlı evlatlarını Anadoluya hapsetti. Kendisi ise sürekli yeni birliktelikler inşa edebilmek için platformlar oluşturdu.

Ezcümle O halde Koçibey’in hal çaresi arayan IV. Murad’a dediği gibi Kanuni dönemine dönmek lazım. Evet muhteşem zamanlara dönmek lazım. Fransız devriminin estirdiği kavmiyetçilik rüzgârlarıyla savrulan Türkler, Kürtler, Araplar, Çerkezler, Lazlar, Arnavutlar! Yoksulluğun pençesinde kıvranırken ellerine İncil tutuşturulan Afrika’nın siyah incileri! Kepkos limanından devşirilen, elli yıl öncesine kadar insan yerine konulmayan Malkom’un hemşehrileri! Yıkılacağını anlayınca filiz vermeye başlayan vefalı koca çınarın sürgünleri! Gurbet bitti; dönüyoruz! Garbın elçilerinin üzengi öptüğü muhteşem zamanlara dönüyoruz! O kutlu (ﷺ) Nebi’nin izinde, vahyin kalbine dönüyoruz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir