Abdullah KADIOĞLU, Hüküm Dergisi 7. Sayı, Makaleler

DÂRUSSELAM’DAN DÂRUZZULÜM’E PATANİ

Patani, harita da Güneydoğu Asya’da yürek coğrafyamızda ise de hemen şurada bir yerde… Her tahiyyata oturduğumuzda “esselâmu aleyna ve a’lâ ibadillâhi’ssalihin/selam bize ve Allah’ın salih kullarının üzerine olsun” dediğimizde bizi duyar, bizimle direnirler.

Tayland’ın güneyinde yoğun olarak Müslümanların yaşadığı bir yer Patani. Malay ırkına mensup bir millet. 15. Yüzyılda İslam Krallığı olan Patani 1909 yılında İngiltere’nin de desteğiyle bu gün Tayland olarak bilinen Siyam Krallığı topraklarına katıldı. Bu cihetle Patani direnişinin ömrü Filistin’den daha uzundur. Tayland’ın 1938 yılında başlattığı reform hareketiyle Patani’nin din, dil ve kültürü hedef alınır. 1940’lı yıllarda Patani’li Müslümanların direnişi en muhteşem zamanlarını yaşar. Yüzlerce kahraman doğurur. Tayland’da siyasi iradenin Patani’li Müslümanlara karşı tutumu zaman zaman ılımlı olsa da hiçbir iktidar onları potansiyel tehlike olarak görmekten vazgeçmedi.

11 Eylül’le Gelen İşgal Virüsü

1980 ve 2000 yılları arasında yüzyılın en rahat dönemini yaşayan, daha az baskı ve şiddete muhatap olan Patani’li Müslümanlar 11 Eylül saldırısı sonrasında tekrar eski baskı ve şiddet dolu yıllara mahkûm edildi. Amerika’nın “terörizmle savaş” yalanıyla başlattığı işgal stratejisinden en fazla zarar görenler arasında şüphesiz Patani’li Müslümanlar var. El-Kaide liderlerinden olduğu iddia edilen Endonezya kökenli Hambali’nin tay toprakları içerisinde yakalanması bu bölgedeki Müslümanları açık hedef haline getirdi. Ordularını Patani’li Müslümanların yaşadığı bölgeye yönlendiren Tayland yönetimi gerek 2004 yılında Amerika ile ortak yürüttüğü operasyonda gerekse de daha sonraki sıkı yönetim döneminde bine yakın Müslümanı katletti. Krue Se Câmii’nde yüzden fazla Müslümanın öldürülmesini protesto eden Müslümanlara yapılan müdahalede seksen Müslüman gözaltına alındı. Bunlar elleri ve ayakları bağlanarak üst üste kamyonlara dolduruldu ve üzerlerine naylon brandalar örtülerek feci şekilde ölüme terkedildi.

Tayland özel birliklerinin uzak orman köylerinde zaman zaman tecavüz olaylarına karışmaları, yapılan haksız gözaltılar ve işkenceler, Patani’de yaşananların vehametini anlatmaya yeter nitelikte.

İnsan Hakkı İhlalleri

Bir zamanlar “Dârusselam” olarak anılan Patani, son yüzyılda yaşadıklarıyla “Daruzzulüm” haline geldi. Bu gün cemiyetin her noktasında horlanan bir millet olarak ikinci sınıf insan muamelesi görüyor.

Cehalete Mahkûm Edilen Bir Millet

Patani’nin 1909’da Tayland topraklarına resmen katılmasıyla başlayan asimilasyon sürecinin ilk uygulaması, 1921’de çıkarılan “Zorunlu İlköğretim Kanunu” ile Müslüman çocukların Tayca eğitim görmeye ve Budist rahiplerin öğretim verdiği okullarda eğitim almaya zorlanmasıdır. Tayca’nın ve Budizm’in yayılmasını hedefleyen bu yasa, Patani’li Müslümanların eğitim hakkını gaspetti.

Bu süreçte, Patani’li Müslümanlar için hayati öneme sahip “pondok medreseleri” de kapatıldı. Hükümetin bu uygulamasına karşı Müslümanlar ayaklandı. Müslümanların meseleyi bir varoluş meselesi olarak görmesi siyasi iradeyi yumuşattı. Yeni bir yasayla “tay”ca eğitim veren tay kültürünü yayan medreseler açıldı. Yeni yapıya direnen medreselere hayat hakkı tanınmadı. 1968 yılında sayıları 535 olan pondok medreseleri, 1991 yılında 189’a düştü. Bu medreselerden mezun olanlarda devlet tarafından ağır imtihanlara tabi tutuldu. 2004 yılına gelindiğinde ise bu medreselerde terörist yetişiyor iddiası ile pek çok hukuksuz uygulamaya imza atıldı. Medreselere operasyonlar düzenlendi. Müderrisler gözaltına alındı.

Kültürel Asimilasyon

1938’de aşırı milliyetçi lider Pibul Songram’ın iktidara gelmesiyle asimilasyon hayatın her alanına taşındı.1939’da yürürlüğe giren Thai Rathaniyom (Tay Devlet Kanunu) ile azınlıkların Tay kültür ve örfünü bütünüyle benimsemeleri temin edildi. Bu kanunla, Siyam olarak bilinen krallık, Tay’a vurgu yapması sebebiyle “Tayland”, yani “Tay toprakları” ismini aldı.

Çıkarılan bu kanunla birlikte Müslümanların, kültürel kıyafetlerini giymeleri, çocuklarına İslami isim vermeleri, elle yemek yemeleri gibi dini ve örfi uygulamaları sert ve anlamsız yasaklara maruz kaldı. Malaylarla özdeşleşen erkeklerin peştamal tarzı sarong adı verilen kıyafetlerinden, Malay hanımların örtülerine kadar onlara ait olan her şey yasaklandı. Evlilik ve miras gibi konularda İslam Hukuku’nu esas almaları engellendi. Din ve inanç hürriyetleri bütünüyle kısıtlandı.

İşgal ve Sefalet

Patani halkını, Tay hükümetine karşı direnmeye iten en önemli etkenlerden biri de, bölgenin ekonomik olarak sefalete mahkûm edilmesidir. Patani halkının yaşadığı ve Güney Tayland olarak isimlendirilen bu topraklar, ülkenin en verimli arazilerine sahip olmasına rağmen, şu an ülkenin en fakir bölgesi durumundadır. Tayland içerisinde yatırımlardan çok düşük bir pay alan Patani’li Müslümanlar, ellerindeki cüz-i imkânlarla ancak günlük hayatlarını devam ettirebilmektedirler.

1960’lara kadar Patanili’lerin %72’si küçük arazilerde yaptığı çiftçilikle geçinmekteydi. Fakat daha sonra buralarda uygulanan Nikhom Santong-eng “Kendi Kendine Yeterli Yerleşim” projesiyle, bölgedeki araziler Budistlere verildi. Patani’de, Tay Budistler ve Malay Müslümanlar arasındaki nüfusun “dengesiz” dağılımını düzenleme adı altında buradaki Müslüman nüfusu azaltmayı amaçlayan projeye göre, bölgeye yerleşen bir Tay ailesine 7,2 ila 10 dönüm arasında arazi hibe edildi. Hükümetin bundaki amacı, Tayları buraya göçe teşvik ederek bölgedeki Budistlerin nüfusunu arttırmaktı. Tayland hükümeti bu çerçevede 650 bin kadar Tay’ı buraya yerleştirmeyi planlıyordu. Böylece yönetim tarafından kültürel olarak Taylaştırılmaya çalışılan Patani bölgesi, demografik olarak ta Tay’laştırılacaktı. Projenin uygulandığı sekiz yıl içerisinde 160 bin Tay aile bölgeye yerleşti.

Ekonomik olarak Tayland’dan soyutlanmış olan Patani halkı, bu durumun sebep olduğu olumsuz etkilere sosyal hayatında da maruz kalmakta. Patani’deki birçok iş sahası bölgede %6’lık bir nüfusa sahip olan Çinliler tarafından işgal edilmiş, Patanili Müslümanlar ise genellikle Çinli tüccarlar ya da Çin şirketlerinin elinde olan çiftliklerde vasıfsız işçi olarak çalışmaktadır.

Son Durum

Son yüzyıllık tarihi, direniş ve mücadele ile dolu olan Patani’de bu günlerde Tayland hükümeti baskısını her zamankinden daha fazla arttırmış durumda. Patani Birleşik Halk Kurtuluş Cephesi temsilcisi Ahmet Muhtar Patani’li Müslümanların sıkıntılarını anlatmak için geldiği Türkiye’de Patani’de direnişin devam ettiğini ve Tayland yönetiminin düzenlediği operasyonlarda her gün çok sayıda Müslümanın şehit edildiğini anlattı. Patani’de zulme karşı direnen Müslümanların insani yardım yanında mukavemet güçlerini arttırmak için silaha da ihtiyaçları var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir