Ahmet AÇIKGÖZ, Hüküm Dergisi 7. Sayı, İhsan Şenocak, Makaleler

ASR-I SAADETTE MÜCAHEDE; MODERN ZAMANDA ZİYAFET: RAMAZAN

Oruç, meyvesi irfan olan bir tohumdur. Müslüman, her sahurda niyetle o tohumu yüreğine eker; Allah Resulü’nün (ﷺ) “Sahur yapınız, çünkü sahurda bereket vardır.” (Buhari, Savm 1789) hadisine iktida edip, hakikat yolculuğuna çıkar.

Müslüman, sahurda yeryüzüne çömelip bir sofra kurar; Secdede olduğu gibi her çömelişte göklere yükselir, semanın kapısı açılır ve ruh Kâinat’ın Sahibi’nin rahmeti ve mağfiretine muhatab olur.

Sahurda iman ve cihad atlasına ekilen irfan tohumu, günbegün oruçla sulanır. Bayram günü dev bir çınar olur.

Müslüman, oruçla imsaktan gün batımına kadar bir irade eğitimine girer. İmkan aleminde sûreta “var” olanların, hakikatte “yok” olduğu şuuruna erer. Tıpkı bir takım mallara sahib olan, onlarla iftihar eden, ölüm meleği gelince de hepsini geride bırakıp sefere çıkan Müslüman katında, dünya, varken yok hükmündedir. Çünkü öldükten sonra, insanın dünyalıklar üzerinde ki tasarruf hakkı kalkar. Oruç da, ölümdeki o en sahici fotoğrafı hayatta iken yakalayıp okumak, eşyayı gerçek suretiyle algılamaktır.

Teslimiyet Mayası

Ramazan sabahında kahvaltılıklar yerli yerindedir fakat her biri varken, yok hükmündedir. Kul, alamaz, yiyemez, içemez, tadamaz. Orucu kuşanan ruh, imsaktan şemsin gurubuna kadar bir kalıbın içerisinde teslimiyetle mayalanır. Akşam iftarla kalıptan çıkar. Sahura kadar dinlenir, sahurda tekrar aynı kalıbın içerisine girer. Bir ay devam eden bu ameliyeden sonra bayram gelir. Bayramda Kâinat’ın Sahibi’ne yükselen ruhun şehrayini vardır.

Oruçla ruh, tıpkı gün doğumu esnasında, dağların arkasından taptaze, semaya doğru yükselen güneş gibi Allah’a yücelir. Yüceldikçe en zorlara bile “ Buyur Allah’ım buyur!” demeyi öğrenir. Allah Azze ve Celle’ye doğru yücelen ruhlar, Ashab-ı Kiram (radiyallahu anhum) gibi, onların muazzez ruhlarının makamlarında “İşittik ve itaat ettik” Allah’ım! (Bakara: 285) deme sırrına erer.

Orucun anlam dünyasını doğru bir şekilde okuyan, ilk sahurda ruhuna ektiği irfan tohumunun manasına sadakat gösterir, ona teslim olur.

Ruhun Galebesi

Ruhun nefse mutlak galibiyeti demek olan oruç; küfür saltanatının sona ereceğini, imanın yeryüzüne hakim olacağını ve bütün ruhlarda İslam’ın intişar edeceğini haber verir:

Cihad ve Zafer Ayı

Allah Resulü (ﷺ) Hicret’in ikinci yılında, Ramazan ayında, hemen yola çıkabileceklerden müteşekkil nisbeten büyük bir ordu hazırlar ve şımarık bir halde Mekke’den İslam’ı ortadan kaldırmak için yola çıkan müşriklere karşı Bedir’e gider. İbn-i Abbas Allah Resulü’nün (ﷺ) Ramazan cihadını şu şekilde nakleder: “Ramazan-ı Şerif ’in on yedisi, günlerden Cuma… Yer Bedir… Allah Rasülü’nün (ﷺ) karşısında büyük bir ordu var… Etrafında ise onların üçte biri oranında sahabe… Nitekim Kur’an-ı Kerim Bedir’deki durumu ve ilahi yardıma muhatab olmayı anlatırken; “Siz az iken Allah size Bedir’de yardım etti.” (Âli İmrân: 123) buyurur. Allah Resulü (ﷺ) ellerini kaldırır; “Ya Rab! Eğer bu bir avuç Müslüman burada helak olursa yeryüzünde sana ibadet edecek kimse kalmayacak” diye yalvarır ve Peygamber’in dualarına gökler karşılık verir. Ardı sıra melekler gelir.

Moğol belası bütün bir İslam Coğrafyasını sarmış, hilafetin merkezi Bağdat’ta nehir, günlerce kan ve mürekkep renginde akmakta, sokaklarda dolaşan İslam âlimleri “Vâ İslama” diye ehli İslam’ın geleceğine ağıtlar yakmaktaydı. Acılar mahşerinde yine bir Ramazan günü… İslam orduları, başlarında Sultan Baybars olduğu halde, Ayn Calut’ta Moğolları hezimete uğratır.

Ramazan cihad ve zafer ayıdır. Buna göre, “Ramazan’da sahur yapın ve yatın. Çünkü aç ve susuz kalmanız bedeninizde bir zafiyet oluşturur, kendinizi fazla yormayın. Ramazan’ı bir istirahat ayı olarak kabul ediniz.” nevinden yapılan telkinler Muhammedî değil hevaîdir. İslam tarihi doğru bir şekilde tahlil edildiğinde Ramazan’da hevaî çağrılar değil; Bedir, Ayn Calut ve diğer büyük zaferler görülür. Bu yüzden, “Acaba kurtarıcı nesil gelir mi?” diye her mazlumu Ramazan’da bir kurtuluş ümidi kaplar.

Diriliş Mevsimi

Ramazan İslam’ın galibiyet ayıdır. Mekke, Ramazan’da fethedilir. Yaşlı gözlerle Mekke’den ayrılan Peygamber (ﷺ) , hicretten sekiz yıl sonra karşı konulamaz bir orduyla Mekke’ye döner. Ebu Süfyan ise önceden üzerine çıkıp İslam’a savaş ilan ettiği, insanları kışkırttığı taşın üzerinde, Mekkelileri itaate çağırır. Onlara, “Muhammed (ﷺ) seller gibi bir orduyla geliyor. O’na (ﷺ) teslim olunuz. İman etmekten başka çıkış yolunuz yok.” der. Allah Azze ve Celle Ramazan ayının yirmi birinci günü Allah Resulü’ne (ﷺ) Mekke’nin fethini nasib eder. , ﷺ tavaf ederken Kabe-i Muazzama etrafında ki 360 putu, “Hak geldi, batıl yok oldu.” (İsrâ: 81) ayetini okuyarak elindeki asa ile yere serer.

Ramazan’la gelen büyük fetih, aslında şunu söyler: “Bu ay diriliş ayıdır. Önce ruhundaki putları kıracaksın. Sonra bütün bir âlemi kuşatan putların nasıl ortadan kaldırılacağının plan ve projelerini yapacaksın.” Artık bundan sonra Mekke putlarla anılmayacak, batıl ne bir şey icad edecek ne de geri dönebilecek.

İslam’ın İntişar Ayı

Ramazan hem, İslam’ın intişar, hem ruhların diriliş, hem de İslam’ın bütün bir âlemi kuşatış ayıdır. Allah Resulü (ﷺ) Ahirete gitmesine bir yıl kala Ramazan ayında, Hicretin dokuzuncu yılında, Ali bin Ebi Talib’i (radiyallahu anh) Yemen’e gönderir. Hz. Ali, Yemen’de İslam’ı anlatır. Ve Yemen Müslüman olur. Daha sonra Yemen Peygamber dilinde “İmanın kaynağı Yemen” iltifatına nail olur: İrfanın kaynağı Yemen, hikmetin kaynağı Yemen…

Hicretin sekizinci yılında kuşatılan fakat muhkem surları nedeniyle fethedilemeyen Taif, dokuzuncu yılda Ramazan ayında her yaştan insanla yollara düşer. İstikametleri Medine… Sakif kafilesi ise en önde. Medine’ye varırlar, ’in huzuruna çıkıp, “Biz geldik ya Rasulallah, eski düşmanlarınız… Ellerinize, ayaklarınıza kapanmaya geldik. Huzurunda La İlahe İllellah Muhammed Rasülüllah (ﷺ) diyerek Müslüman olmaya geldik.”

Elhasıl

Neden bütün bunlara Ramazan muhatabtır. , ﷺ İbni Mace’nin rivayet ettiği hadisi şerifte şöyle buyurmaktadır: “Oruç tutanların iftar vaktinde, sofralarının başında geri çevrilmeyen duaları vardır.” Allah Resulü (ﷺ) , icabet vaktinde orucun mümin yüreklerde bir ulu çınar olması, küfrün saltanatının sona ermesi, İslam’ın intişar etmesi için kavli ve fiili dualar yaptı. 1400 yıldır Müslümanlar da mübarek anlarda ellerini semaya kaldırmakta.

Yine eller semaya kalkacak. Kalkan ellerle rahmetin ve yeni fetihler in kapıları açılacak. Ve siz Ey ehli iman! Ey talebe-i ulûm! Ümmete tekrar şunu öğreteceksiniz: Ramazan eğlence ve ziyafet ayı değil; diriliş ve mücahede mevsimidir.

Gündüz sıyam gece kıyam ile Ramazan boyu durmadan yürüyeceksiniz. İlk sahurda yüreğinize ektiğiniz oruç tohumu kadirlerden, teravihlerden, sadakalardan mukabelelerden beslenerek bayramda ulu bir çınar olacak. Ümmeti gölgesine alan, koruyan bir çınar. Tıpkı Osmanlı gibi…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir