Davut ÖZKALSIN, Hüküm Dergisi 83. Sayı, Söyleşiler

ANADOLU’YA RUH VEREN BİR VELİ: BATMANLI SEYYİD MUHAMMED MA’RUF HAZRETLERİ

Anadolu’nun öncülerinden, mana dünyamızın büyüklerinden Seyyid Ma’ruf Efendi Hazretleri’nin irfan dünyasına dair; oğlu ile söyleşi yaptık.

Öncelikle Hüküm Dergisi olarak bizi misafir ettiğiniz için teşekkür ediyoruz.

Estağfirullah. Babamızın vefat tarihi olan 20 Ekim 2017’den beri her sene 20 Ekim’de hem babamızın hayrına hem de Müslümanların hayrına uzaktan yakından gelen misafirlerimizi bu davette ağırlıyoruz. Sizde bizi, böylesine anlamlı bir günde ziyaret edip memnun ettiğiniz için biz teşekkür ederiz.

Bize biraz babanız Şeyh Ma’ruf Hazretleri’nden bahsedermisiniz?

Babam Muhammed Ma’ruf Yıldırım, Batman iline bağlı Gercüş ilçesinde 1926 yılında doğmuştur. Dedemin ismi Seyyid Muhammed Efendi, babaannemin ise Seyran Hanımdır. Babam yedi kardeşin (Üç erkek kardeş ve dört kız kardeşin) en büyüğüdür.

Dedenizden bahsetmişken biz Şeyh Ma’ruf Hazretleri’nin Hüseynî olduğunuzu biliyoruz. Bize biraz şecereniz hakkında bilgi verir misiniz?

Mâlumunuz Hz. Hasan’ın (t) soyundan gelenlere Hasanî, Hz. Hüseyin’in (t) soyundan gelenlere Hüseynî denir. Babam Şeyh Ma’ruf ‘un nesebi de otuz ikinci göbekten Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (ﷺ) ulaşır. Mardin iline bağlı Becirman Köyü seyyidlerindeniz.

Şeyh Hazretleri’nin ilme başlaması ve yetişmesiyle alakalı bize kısaca bilgi verir misiniz?

Babam on yedi yaşına kadar köy kâtipliği ve çiftçilikle uğraşan dedeme yardım etmekle zamanını geçirmiş. Askerlik vazifesini yerine getirmek üzere 1946 ile 1948 yılları arasında Balıkesir’e giderek sıhhiye çavuşu olarak askerliğini tamamlamış.

Askerden döndükten sonra ilim öğrenmek ve bu hususta kendini yetiştirmek için yanıp tutuşan babam, medreseye gitmek için dedemden izin istemiş. Dedem ise yaşının büyük olduğunu, bu yaştan sonra medresede okumanın uygun olmadığını söyleyip müsaade etmemiş. Çok zaman geçmeden babamın mürşidi ve halifesi olan Şeyh Muhammed Seyda el-Cezeri Hazretleri, dedeme bir mektup göndererek babamın okumasına izin vermesini ve bu ilmin sonunda babamın çok büyük bir âlim olacağını müjdelemesi üzerine dedem Seyyid Hacı Muhammed Efendi, babamın medresede okuması için izin vermiş. Yirmi üç yaşında iken Gercüş’ün Babinir Köyü medresesinde tahsiline başlayan babam, beş yıl kadar şarkın çeşitli medreselerinde ilim tahsiline devam etmiştir.

Biraz da Şeyh Hazretleri’nin ders okuduğu hocalarından kısaca bahseder misiniz?

Yusuf Babiniri ve sırasıyla Süleyman Baferi, Muhammed-i Arapkendi, Abdullah-i Sergevrai, Hasan-ı Tirmizî ve nihayet Şeyh Muhammed Said Seyda Hazretleri gibi o dönemin meşhur hocalarından ders okuyup 1960 yılında ilmî icazetini aldı.

Türkiye, Şeyh Ma’ruf Hazretleri’ni 2006 yılında Batman’da meydana gelen büyük sel ile tanımıştı. İçlerinde el yazması eserler de olan binlerce kitap, selde zarar görmüştü. Kamuoyu Şeyh Hazretleri’nin selde zarar gören eserlerinin resimlerini görünce böylesine büyük ve benzeri zor bulunan bir kütüphanenin sahibi Şeyh Ma’ruf Hazretleri’nin ilme olan sevgisini daha iyi anlamış oldu.

Evet babam kitaplara çok düşkün, ilme çok kıymet verir ve herkesi okumaya teşvik ederdi. Boğazından kesip biriktirmiş olduğu çok değerli eserleri ihtiva eden çok büyük bir kütüphanesi vardı. Şeriatın herkesin komutanı olduğunu söyler, her Müslümanın dinini öğrenmesi için azami gayret sarfeder, tüm sohbet ve husûsî nasihatlerinde ilme teşvik ederdi. Bu sebeple Ma’rufiye ismiyle bir medresemiz de mevcuttur. Ayrıca bu içerisinde bulunmuş olduğumuz camiyi de babam kendi arsası içinde ve bizzat kendi imkânlarıyla yaptırdı. Caminin ismi de Dergah Camii.

Şeyh Hazretleri bir gününü nasıl geçirir, zamanını nasıl değerlendirirdi?

Dergahın içinde mescide açılan kapısı bulunan mütevazi bir odada kalırdı babam. Her gün sabah namazına müteakip hatme yaptırır, işrak vaktine kadar evrad ve ezkarla meşgul olurdu. Öğle vaktine kadar ilmî eserler mütalaa eder, öğle namazına müteakip kısa süre kaylule yapardı. Gelen cemaatindurumuna göre ikindi namazından sonra veyahut yatsıdan sonra dervişlerle meşgul olur, hatme yaptırır, bir müddet sohbet eder ve bundan sonra kalan tüm zamanını ibadetle geçirirdi.

Ekseriyetle bahar ayları başlarken şehir şehir dolaşırdı. Emri bi’l-ma’ruf için müridanını ziyaret eder, bir müddet oradaki sevenlerinin yaptırdığı vakfiyelerde kalır, yaptığı sohbetlerle insanları irşad ederdi. Nakşibendî usûlü üzere hatmeyi hacegan yaptırır, zikir halkaları oluştururdu.

Muammerûndan sayabileceğimiz babam Şeyh Ma’ruf Hazretleri böylece İslâm’a ve Müslümanlara hizmet yoluna vakfedilmiş doksan iki yıllık bereketli bir ömür geçirdi.

Şeyh Hazretleri’nin edip bir şahsiyet olduğunu biliyoruz. Burada bulunduğumuz esnada birçok kişiden Şeyh Ma’ruf Hazretleri şöyle buyurdu dedikten sonra onun edebî sözlerinin dilden dile, kulaktan kulağa nakledildiğine şâhid olduk.

Evet, babam aynı zamanda edebî yönü kuvvetli olan, edebî sözler sarf eden ve şiirler yazan edip bir şahsiyetti. Birçok edebî sözü ve şiiri bulunmaktadır. Edebî sözlerinin ve şiirlerinin çoğu dînî, tasavvufî nasihatler ve ilmî faydalar husûsundadır. Bu meyanda birkaç sözünü ve şiirlerinden birkaç kıta nakledelim.

“Sen insan-ı kâmili diri, canlı sanma; o ölmüştür. Bedeni de ruhuna mezar olmuştur.” “İslâm’ı yaşarken ayet ve hadisleri kendi kafana göre değil, müctehid imamların görüşlerine göre tatbik et. İctihad bizim bildiğimiz ekmek yemek gibi kolay bir iş değildir.”

“Güneş balçıkla sıvanmaz. Bir kişi kendi gözünü yumarsa gündüz gece olmaz. Kim gözünü yumarsa kendine karanlık yapar. Cenâb-ı Hakk’ın kimseye ihtiyacı yoktur. Ne yaparsak kendimize yaparız.”

Bir tane de şiirini okuyalım:

Bir güzelin yanında

Bir güzelin yanında bulunsa kişi

Bağ ve bostan ile olamaz işi

Mucizeden maksat düşmanı kırmaktır

Nebi’yi sevmek, ona uymaktır

İmana gelmez kimse mucize ile

İmana kavuşur muhabbet ile

Saadet yazılmamışsa bir kimseye

Faydalanamaz Peygamberi görse bile

Melek yüzünü örtmüş, şeytan naz ediyor

Şaşırdım kaldım hayretten aklım gidiyor

Şeyh Ma’ruf Hazretlerinin tasavvufi yönünden bahseder misiniz?

Babam, Şeyh Muhammed Said Seyda elCezeri Hazretleri’nin (v.1968) dedeme yazdığı mektup ile tahsile başlıyor. Gündüzleri medresede ilimle hemhâl olmuş, geceleri ise Cizre civarında ki mağaralarda Rasûl-ü Ekrem’in (ﷺ) inziva sünnetine ittiba niyetiyle, Hira mağarası terbiyesi özlemiyle saatlerce zikir ve tefekkürle meşgul olurlarmış. Bu hâl senelerce sürmüş. Şeyh Seyda, dergahında daha önce okuduğu zâhirî ilimlerini genişleterek şeyhinden mânevî dersler de alarak kendilerini tasavvufî terbiyede her hususta yetiştirmekle devam etmişlerdir. Aynı zamanda şeyhinin mânevî terbiyesi altında, Nakşibendî tarikatında seyri sülük yapmışlardır.

Şer’i ilimlerinin yanında, şeyhinden aynı zamanda mânevî tasavvuf terbiyesini de almışlardır. Nakşi silsilesinin Hâlidî kolundan irşada ehil ve Kâdirî, Rufâî tarikatında da yetkin olan Şeyh Seyda (k.s), seyri sülükünü tamamlamış olan zâhirî ve mânevî ilimlerle muttasıf babam Şeyh Seyyid Ma’ruf ‘a Nakşibendî, Kâdirî ve Rufâî tarikatlarında hilafette irşada vekil tayin ederek icazet vermiştir.

Babam hilafet aldıktan sonra (yaklaşık sekiz yıl kadar) şeyhinin emriyle fahri vaizlik yaparak irşad faliyetlerinde bulunmuş. Şeyhi hayatta iken şeyhine saygısından dolayı postnişinlik vazifesinde bulunmamış. 1968’de şeyhinin vefatının ardından aldığı hilafet vazifesi gereği mânevî irşad faliyetlerine başlamıştır.

1973 yılında irşad hizmetlerini arttırarak Gercüş’ün Vergili (Becırman) Köyü’nden Batman’a göç ederek o zamandan beri Batman’da ikamet etmekteydi.

Babam Muhammed Ma’ruf el-Hüseyni Hazretleri’nin tarikat silsilesi Muhammed Said Seyda el-Cezeri Hazretleri’nden itibaren sırasıyla Muhammed Nuri Dirsevi, Abdülhakim Dirsevi, Ömer Zengani, Halidi Zebari, Muhammed Ayni, Salihi Sebki, Halidi Cezeri üzerinden Mevlânâ Halid Bağdâdî Hazretleri’ne dayanır.

Son olarak da Şeyh Ma’ruf Hazretleri’nin eserlerinden bahseder misiniz?

Babamın yazdığı Arapça ve Türkçe tasavvufi terbiye ve nasihat içerikli toplam sekiz tane eseri mevcut. Tenbih’ün-Naimin, Peygamber Efendimiz’in (ﷺ) Mucizeleri, Kurban Risâlesi, Dört Mezhebe göre Hac Menasiki, Dört Mezhebe göre Hac Menasiki (Arapça), Evliyalar ve Kerametleri, İrşâd’ül Müsterşidin ve son olarak Tariküs- Saadet (ArapçaSaadet yolu).

Allah razı olsun, ağzınıza yüreğinize sağlık. Dua eder, dua bekleriz…

İslâmiyet’in emir subayları olmanız duasıyla Allah’a emanet olun…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir