Bülent ACUN, Hüküm Dergisi 3. Sayı

ADAMLAR ARANIYOR

Dünyanın değiştiremediği, maddenin dönüştüremediği yiğit adamlar aranıyor.

Dilindeki selamı, elindeki kalemi ve hayatındaki İslamı’yla dünyaya nizam verecek büyük adamlar aranıyor.

Durduğu yerin geldiği ve gideceği yeri unutturamadığı vefa abidesi adamlar aranıyor.

Her ahval ve şerâitte davasını hevasından üstün tutan asil ruhlu adamlar aranıyor.

Gömleği arkadan yırtılsa da, haya perdesi asla yırtılmayacak Yusuf yürekli adamlar aranıyor.

Bir gönül fethini, bin şehir fethine bin kere tercih edecek yürek fatihi adamlar aranıyor.

Nefsine hakim olmayı, cihana hakim olmanın üstünde telakki eden adamlar aranıyor.

Her zaman ve her yerde güçlüyü haklı değil, haklıyı güçlü gören adil adamlar aranıyor.

Bir yerlere gelmek için değil, kendine gelmek ve hakikati bulmak için okuyan arif adamlar aranıyor.

Sahih bir imana, salih bir amele, salim bir kafa ve selim bir kalbe sahip olmayı en büyük servet bilen adamlar aranıyor.

Bütün dünyası sadece bu dünyadan ibaret olmayan engin ufuklu adamlar aranıyor.

Emeği ve ekmeği, zamanı ve insanı, hayatı ve hakikati israf etmeyecek iktisatlı adamlar aranıyor.

Elinden tesbihi, dilinden tevhidi düşürmediği gibi mümin kardeşinin izzet ve şerefini de düşürmeyen derviş adamlar aranıyor.

Diliyle söylediklerini hâli ile yalanlamayan mert adamlar aranıyor.

“Alem-i İslam’ın geleceği kararmasın.” diye saçlarını ağartan mütefekkir adamlar aranıyor.

Duruşunu konjoktüre göre değil, moral değerlerine göre belirleyen, vakur adamlar aranıyor.

İdrakimize giydirilmiş deli gömlekleri olan, ideolojilerin gölgesine sığınmayı bırakıp, İslam güneşiyle aydınlanmaya bakacak, nur yüzlü adamlar aranıyor.

Beşikten mezara kadar hakkın hakim olması için çalışarak dünyada gün yüzü görmeyen tebessümü son nefese, başarıyı mahşere, zevk ve sefayı cennete erteleyen mücahit adamlar aranıyor.

Bütün farklılıkları İslam kardeşliği potasında eriterek, kardeşler arasındaki tefrika duvarlarını yıkıp, yerine vahdet köprüleri kuracak kahraman adamlar aranıyor.

Gerçek başarıyı rüzgarı arkaya almakta değil, Cenab-ı Hakk’ın nusret ve inayetini yanına almakta gören basiretli adamlar aranıyor.

Söyleminin içini amelle dolduracak, zalime adaletle haddini bildirecek, ümmeti düştüğü yerden kaldıracak, Alem-i İslam’ın yüzünü güldürecek, kutlu mefkureye sahip adamlar aranıyor.

Bu yolda “hapsedilmeyi halvet, sürgünü hicret, öldürülmeyi şahadet, esasen hak yolda olmayı en büyük servet bilen” şahsiyetli adamlar aranıyor.

Mabette olduğu gibi hayatta da insanlara önderlik eden, cenaze yıkamaktan çok akıl ve gönül yıkayan, sarığı kar, yüreği muhabbetle kor gibi olan adamlar aranıyor.

Seçim meydanında söylediklerinden mahşer meydanında pişman olmayacak ferasetli adamlar aranıyor.

Ticaretini ibadetinin “pir parçası” gören ak akçelerin amel defterini karartamadığı dağ gibi adamlar aranıyor.

Hak yolda başına taş yemeyi, batıl yolda başına taç giymeye tercih edecek hasbilikte dava adamları aranıyor.

Nefis ve şeytanın ayağına getirdiği dünyanın bütün cazibe şaşa ve debdebesini elinin tersiyle iterek başını beladan selamette kılacak agâh adamlar aranıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir